Filipinler, nükleer enerjiyi yeniden hayata geçirerek enerji ihtiyacını karşılamak için önemli adımlar atıyor. Enerji Bakanlığı, 2032 yılına kadar nükleer enerji tesislerini devreye almayı hedefliyor. Enerji Bakanı Alfonso Cusi, "Nükleer enerji kullanımı konusunda ciddi olduğumuzu tüm iş dünyasına ve uluslararası topluma duyurmak istiyoruz" diyor. Bu bağlamda, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) standartlarına tam uyum sağlanacağı ve yerel topluluklardan destek alınacağı belirtiliyor.
Yapılan bir ankette, Filipinli 7,500 yetişkinin %70'i nükleer enerjinin güvenilir elektrik sağlayabileceğine, ithal fosil yakıtlara bağımlılığı azaltabileceğine, istihdam yaratabileceğine ve iklim değişikliğiyle mücadelede yardımcı olabileceğine inanıyor. Bu sonuç, nükleer enerjiye olan desteğin arttığını gösteriyor.
Meralco bursiyeri Nicodemus, Filipinler'e döndüğünde nükleer enerji hakkında halka bilgi vermek ve yaygın yanlış anlamaları ortadan kaldırmak için seminerler düzenlemeyi umuyor. Nicodemus, kamu anlayışının nükleer programların başarılı bir şekilde geliştirilmesinde "önemli faktörler" olduğunu vurguluyor. Ancak, Filipinler'deki nükleer enerji projelerine karşıt olan aktivist Derek Cabe, temiz enerjinin yalnızca kirlilikten arınmış olmanın ötesinde bir anlam taşıdığını belirtiyor. Cabe, yerel halkın güvenliğinden endişe duyduğunu ve nükleer felaketlerin, örneğin 2011'deki Fukushima erimesinin, potansiyel riskler içerdiğini ifade ediyor.
IAEA'nın güncel verilerine göre, nükleer santrallerin inşası genellikle 6 ila 10 yıl sürüyor. Bu süre, projelerin maliyetini artıran bir faktör de oluyor. Cabe, "Temiz enerji, bir proje için toplulukların veya çevrenin haklarını feda etmeyi gerektirmemelidir" diyor. "Süreçte zarar gören bir şey veya birisi varsa, bu enerji gerçekten temiz olamaz."
Filipinler, nükleer enerjiyi yeniden değerlendirme sürecinde, hem güvenliği hem de kamu desteğini sağlamak için kararlı bir yaklaşım sergiliyor. Türkiye, nükleer enerji alanında benzer bir revizyon sürecinde. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin inşası sürerken, Türkiye’nin de bu alanda iş gücü ve uzmanlık geliştirmesi, nükleer enerjinin güvenli ve sürdürülebilir kullanımı açısından kritik önem taşıyor.

