İklim Finansmanında Yeni Kaynaklar
Son yıllarda, gelişen ülkelerin iklim finansmanı konusunda yaptıkları yatırımlar dikkat çekici bir artış gösteriyor. Örneğin, Brezilya, Suudi Arabistan, Arjantin ve Rusya, 5 milyar ile 7 milyar ABD Doları arasında iklim finansmanı sağlıyor. Özellikle Suudi Arabistan, 2019 ile 2023 yılları arasında 14 ülke arasında 7. sıradan 3. sıraya yükseldi. Ancak, bu ülkelerin çoğu iklim finansmanı katkılarını resmi olarak raporlamıyor veya açıklamıyor. Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) raporuna göre, iklim finansmanı, Birleşmiş Milletler iklim sözleşmesinin tanımlarına ve OECD’nin (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) izleme çerçevesine göre belirleniyor.
Sayıların Arkasında Neler Var?
Raporda dikkat çeken bir diğer bulgu, geleneksel finansman sağlayıcılarıyla karşılaştırıldığında, bu yeni kaynakların iklim değişikliği etkilerine uyum projelerine daha fazla odaklandığı. 2020 yılından bu yana, incelenen 13 ülke, iki taraflı kamu finansmanı ve özel finansmanı toplamının yaklaşık %53'ünü uyum ve kesişen projelere ayırmış durumda. 2016-2021 döneminde ise gelişmiş ülkelerden sağlanan iklim finansmanının yalnızca %25’i uyum projelerine gitmiş. Bu, yeni kaynakların daha adaptif bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor.
Ancak, Çin bu kalıba uymuyor. Çin’in iklim finansmanının %93’ü azaltım (mitigasyon) projelerine yöneliyor. Bunun nedeni, iklim finansmanının altyapı projeleri tarafından şekillendirilmesi ve bu projelerin genellikle azaltım odaklı olması. WRI uzmanı Zhou, raporun küçük ölçekli uyum projelerini kaçırabileceğini belirtiyor.
Düşük Gelirli Ülkeler Neden İhmal Ediliyor?
Raporda ayrıca, iklim finansmanının düşük gelirli ülkelere yönelik ihmalinin, gelişmekte olan ülkelerin en savunmasız gruplarını nasıl etkilediği vurgulanıyor. Analiz edilen 14 ülkeden elde edilen iklim finansmanının yalnızca %8’i düşük gelirli ülkelere gitmiş ve bunun yaklaşık yarısı da tek bir ülkeye, Etiyopya'ya yönlendirilmiş. Bu durum, piyasa odaklı ve altyapı ağırlıklı finansman modellerinin en savunmasız, en az gelişmiş ülkeleri geride bıraktığını gösteriyor.
İklim Finansmanı ve Ulusal Öncelikler
Gelişen ülkelerden gelen iklim finansmanı çoğunlukla daha geniş dış politika çerçevesinde ortaya çıkıyor. Örneğin, Güney Kore, iklim finansmanını resmi kalkınma yardımı (ODA) ile entegre hale getirirken, 2021'deki Yeşil Yeni Anlaşma ile bu payı %28,1’e çıkarmayı hedefledi. 2024 itibarıyla bu oran %63'e ulaşmış durumda.
Çin ise iklim finansmanını çeşitli bakanlıklar arasında parça parça dağıtıyor. Hindistan’da da benzer bir durum söz konusu; bağımsız bir iklim yardımı ajansı yok, bu nedenle uluslararası kamu finansmanı Dışişleri Bakanlığı tarafından koordine ediliyor.
Gelecek Yönelimler
Gelişmekte olan ülkelerden gelen iklim finansmanının artışı, küresel iklim finansmanı ihtiyaçlarını karşılamak için hayati öneme sahip olacak. Ancak, bu finansmanın yönü belirsiz. Bu durum, iklim finansmanını koordine etme çabaları, alıcı ülkelerin iç politikaları ve özel sektörün rolü ile şekillenecek.
WRI’nin Güney-Güney finansmanı direktörü Liu Shuang, gelişmekte olan ülkelerden gelen iklim finansmanının büyüyeceğini öngörüyor, ancak bu büyümenin Batılı ODA modellerinden çok farklı bir görünüm alacağını belirtiyor. Dolayısıyla, bu önemli iklim finansmanı katkılarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve daha iyi koordine edilmesi gerekecek.
Türkiye'deki Durum
Türkiye, iklim finansmanı açısından gelişmekte olan ülkelerin arasında yer alıyor. Ülkemiz, yeşil tahvil ve karbon kredisi gibi finansman mekanizmaları ile iklim değişikliği ile mücadelede adımlar atıyor. Ancak, Türkiye'nin düşük gelirli ülkelerle olan ilişkisi ve bu ülkeler için iklim finansmanı sağlama potansiyeli üzerine daha fazla çalışma yapılması gerekiyor. Türkiye'nin mevcut iklim politikaları, bu bağlamda yetersiz kalabilir ve daha fazla uluslararası işbirliği gerektirebilir.

