Küresel kömürle çalışan enerji kapasitesi, 2025 yılında önemli bir artış gösterdi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, toplam kömür kapasitesi 2025'te 2.500 GW seviyesine ulaştı. Bununla birlikte, kömürün kullanımında belirgin bir düşüş yaşandığı kaydedildi. Özellikle, Avrupa ve Kuzey Amerika gibi bölgeler, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelerek kömür tüketimini azaltıyor. Örneğin, 2025'te Avrupa'daki kömür kullanımı, 2023'e göre %15 azaldı.
Bu duruma neden olan en önemli faktör, ülkelerin iklim hedefleri ve karbon salınımını azaltma çabaları. Türkiye de bu geçişin bir parçası olarak, 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji üretiminde %50 paya ulaşmayı hedefliyor. Ancak, kömür kapasitesindeki artış, bazı ülkelerin enerji güvenliği endişeleri ve mevcut kömür santrallerine olan bağımlılığından kaynaklanıyor. Örneğin, Çin, enerji talebini karşılamak için kömür santrallerine yeni yatırımlar yapmayı sürdürüyor.
Bu durum, Türkiye'nin enerji politikaları açısından önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye, kömür bağımlılığını azaltmak ve yenilenebilir kaynaklara yönelmek için çeşitli stratejiler geliştirmeli. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2025'te yenilenebilir enerji kapasitesini artırmak için yerli yatırımları teşvik etmeye yönelik projeler üzerinde çalışıyor. Ancak, kömürle enerji üretiminin artması, iklim hedeflerine ulaşma çabalarını zorlaştırabilir.
Dünyanın dört bir yanında, yenilenebilir enerjiye geçiş hızlanırken, kömür enerji kapasitesinin artışı, iklim değişikliğiyle mücadelede atılan adımları sorgulatıyor. Bu durum, kömürden temiz enerjiye geçiş sürecinin karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Türkiye, bu süreçte yenilikçi çözümler ve uluslararası iş birlikleri ile kömür bağımlılığını azaltmalı ve temiz enerji kaynaklarına yönelmelidir. Bu geçişin başarılı olması, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik büyüme açısından kritik öneme sahip.

