Küresel nükleer enerji kapasitesi, önümüzdeki on yıl içinde %44 oranında artış göstermesi bekleniyor. Bu artış, yıllardır süregelen duraklama döneminin ardından, elektrik talebindeki artış ve özellikle Çin ile Hindistan'daki reaktör inşa çabalarının hızlanmasıyla tetikleniyor. 2030 yılı itibarıyla dünya genelindeki nükleer enerji kapasitesi 570 gigawatt (GW) civarına ulaşacak. Bu da, 2020 seviyelerine göre yaklaşık 174 GW'lık bir artış anlamına geliyor.
Çin, bu süreçte nükleer santrallere en büyük yatırımı yapan ülke konumunda. Çin'in enerji politikası, temiz enerji kaynaklarına yönelme çabasıyla birlikte, nükleer santralleri de kapsıyor. 2021 itibarıyla, Çin'in nükleer enerji kapasitesi 52 GW iken, bu rakamın 2030'da 150 GW'a ulaşması hedefleniyor. Hindistan ise, kendi nükleer enerjisini geliştirmek için 2030 yılına kadar 22 yeni reaktör inşa etmeyi planlıyor.
Bu gelişmeler, dünya enerji piyasasında önemli yansımalar yaratacak. Özellikle nükleer enerji, karbon salınımını azaltma hedefleri doğrultusunda kritik bir rol oynayabilir. Nükleer santraller, her bir megavat saat (MWh) başına yaklaşık 90 gram CO₂ emisyonu üretirken, kömürle çalışan santrallerin bu rakamı 900 gramın üzerine çıkıyor. Bu nedenle, nükleer enerjiye artan talep, iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye, nükleer enerji alanında dikkat çeken bir konumda. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin inşası devam ediyor ve bu santral, Türkiye'nin nükleer enerji hedefleri açısından önemli bir adım. Türkiye, 2023 yılı itibarıyla nükleer enerjinin toplam enerji üretiminde %10 paya ulaşmayı hedefliyor. Nükleer enerji, Türkiye'nin enerji güvenliğini artırma ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma amacıyla önemli bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Ancak, nükleer enerji yatırımlarının yüksek maliyetleri ve güvenlik endişeleri, bu projelerin önünde durabilecek engeller arasında. Özellikle, Türkiye'deki yatırımların maliyetleri, uluslararası piyasalardaki dalgalanmalara bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu bağlamda, Türkiye’nin nükleer enerji hedeflerinin gerçekleştirilmesi için hem yerli hem de uluslararası iş birliklerine ihtiyaç duyulacak.
Sonuç olarak, küresel nükleer enerji kapasitesindeki artış, birçok ülke için yeni fırsatlar sunarken, Türkiye'nin bu süreçteki rolü de enerji politikalarının şekillenmesinde belirleyici olacaktır. Ancak, nükleer enerji projelerinin başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi için sürekli bir izleme ve yönetim mekanizmasına ihtiyaç duyuluyor.

